27 Aralık 2009 Pazar

25 Aralık 2009 Cuma

One morning invitation


A foggy and misty morning in İstanbul,
unhurried and with pleasure I put ketle on the stove
On the kitchen table
Tissue of the hand weavers in Kastamonu
the blue blanket was spread
outside of the window
Istanbul extends lengthwise,
and only the sound of gulls are coming
boiling water
first I made myself a coffee
cup of water after spills to
I drink in Athens, has prepared capucino and remember my good friends
I put my red carnations on the table
my green onions
my red tomatoes
my fresh peppers
Wash and got away ..
came to my mind my grandmother’s tarhana soup.
into a saucepan
I put tarhana
whıch my mother’s prepare wıth her hands
stirring slowly
and now all of my good friends in my brain to move
whıle cooking my tarhana ...
This morning,
from Burgaz,
Izmir, Konyada, Bursa,
Athens , Korinthos
From Berlin
from the opposite shore,
from Crite
and from Ankara
Our friends are coming ..
Smoke on
tarhana soup
a cup of fresh tea
and by
friendships…
We are ınviatıng them to Istanbul mornıng

Bir Sabah Daveti

Sisli ve puslu bir istanbul sabahında,
telaşsız ve keyifle ocağa çaydınlığı yerleştirdim
Mutfak masasının üzerine
Kastamonu'daki el dokumacılarının dokuduğu
mavi örtüyü serdim
pencerenin dışında
boylu boyunca İstanbul uzanıyor,
ve sadece martıların sesleri geliyor
kaynayan sudan
önce kendime bir kahve yaptım
fincana dökülen suyun peşinden
Atina'da içtiğim, güzel dostlarımın hazırladığı capucinoyu anımsadım
masaya kırmızı karanfillerimi yerleştirdim
yeşil soğanlarımı
kırmızı domateslerimi
taze biberlerimi
yıkayıp kenara aldım..
aklıma babannemin tarhana çorbası geldi.
bir tencerenin içine
annemin kendi elleriyle yaptığı tarhanayı koydum
yavaş yavaş karıştırarak
ve şu anda güzel dostlarımın bulunduğu tüm şehirleri beynimde dolaşarak
pişirdim tarhanamı...
Bu sabah,
Burgazdan,
İzmirden, Konyadan, Bursadan,
Atinadan, Korintostan
Berlinden
karşı kıyıdan,
Giritten
ve Ankaradan
dostlarımız gelsin..
Dumanı üstünde
tarhana çorbası
bir bardak taze çay
ve yanında
dostluğun yeralacağı
güzel bir İstanbul sabahına bekliyoruz onları...

14 Aralık 2009 Pazartesi

Today Birtday.........

TODAY BIRTHDAY

Today Birthday of Mico mu

Today I opened my kardiya

Today I opened all my home windows all curtains....

Today I opened my Zorba cd the highest volume.......





Then

come to my kardia

Mico"s kardiya from Red Cross Hospital from Panormu station



Then come all sings of birds from tress in the Sintagma Squere



All the lights from christmas tress all the world squers....



Today



All my friends are sending best wishes and years to my gliko mu agori to MICO MU---



SAGAPO POLI MICO MU



I know we will drink the red krasi many many times and many many years all together



I am sending my kardia letters from a nice Istanbul morning,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,





Your Efsuni.......................



15-12-2009 istanbul

13 Aralık 2009 Pazar

27 Kasım 2009 Cuma

26 Kasım 2009 Perşembe

apple tea


21 Kasım 2009 Cumartesi

20 Kasım 2009 Cuma

6 Kasım 2009 Cuma

3 Kasım 2009 Salı

Ciragan Palace and Baroque Music

This rainy evening in Istanbul,

When filtered through the rain drops whiteness of windows,

sound of the wind is accompaning by stretching across the city of light

Somethimes I lıke winter months and somethımes I dont lıke.

I like, because all the artistic activities are filling your life

I do not lıke because the rain drops and wind co-operation is to hinder you from your path ..


Same thing happened again this morning.
I was invited to Baroque music concert in Ciragan Palace the chamberlain Hall,


İn spite of the wind and drops the float glass
I woke up early.

I prepared a beautiful weekend breakfast to myself,

Then I put on my boots,

I took my red umbrella

And I fell into the my path ...


When I entered the gates of the palace
of course I forgat external cold and wind ...



At 11.00 o;clock the music began.

From the three fine artists,

Extending from Bach to Monti'ye

Flute, violin and harp from which we lived a dream.




Editing was great.

Each piece played when artist places was given a slide show.

İn front  there are   violin, harp and flute
in back  there are green countryside
and medieval castles
The listeners have tooken a long journey ... 


I wısh such a beautiful journey

and pleasant weekends for

all my friends.

31 Ekim 2009 Cumartesi

Çırağan Sarayı ve Barok Müzik

http://www.bachsocietyhouston.org/choiraudio.htm

Bu yağmurlu İstanbul akşamında,
yağmur damlaları pencerelerin beyazlığından süzülürken,
rüzgarın sesi, karşıda uzanan şehrin ışıklarına eşlik ediyor...

Kış aylarını hem çok seviyorum hem çok sevmiyorum.

Çok seviyorum, çünkü bütün sanatsal etkinlikler sizin yaşamınızı dolduruyor
Çok sevmiyorum, çünkü yağmur damlaları ve rüzgar sizi yolunuzdan alıkoymak için işbirliği ediyor..
Bu sabah  yine aynı şey  oldu.
Çırağan Sarayında,
Mabeyin Salonunda,
Barok Müzik dinletisine davetli idim.

Camlardan süzülen damlalar ve esen rüzgara rağmen
erkenden uyandım.
Kendime güzel bir hafta sonu kahvaltısı hazırladım.
Sonra giydim çizmelerimi,
aldım kırmızı şemsiyemi
düştüm yollara...

Sarayın kapısından içeri girince 
unutuverdim tabiiki
dışardaki soğuğu, esen rüzgarı...

Tam saat 11,00'de başladı müzik.
Üç güzel sanatçıdan,
Bach'tan Monti'ye uzanan
Flüt, keman ve arp'tan oluşan bir düş yaşadık.

Düzenleme muhteşemdi.
Çalınan her eserin sanatçısının doğduğu ve yaşadığı yerler
bir slayt gösterisi olarak verildi.
Önde keman, arp ve flüt
arkada yemyeşil uzanan  kırlar
ve ortaçağ şatoları
dinleyenleri
uzun bir yolculuğa götürdü...

.....
Böyle güzel yolculuklar
ve keyifli hafta sonları olsun tüm dostlarıma...
Efsun

30 Ekim 2009 Cuma

to wait /bekleyis


Afyon Günlükleri 1(06.06.2008)




Merhabalar,

Bu satırları sizlere Afyon semalarından yazıyorum.

Penceremin tam karşısında yemyeşil bahçeler ve yemyeşil tepeler uzanıyor.

Tepelerin yeşili, bahar yeşili olduğu için beni daha çok çoşkulandırıyor..

Bu sabah otobüsümüz bizi otelin tam önünde indirdi. Ziyaret edeceğimiz büroyu arayarak, yol yorgunu olduğumuzu ve öğleye kadar dinleneceğimizi bildirdim. Afyon'a hiç yolum düşmemişti. Sadece Varan dinlenme tesislerinden, sabah beş molalarını biliyorum. Bu kez Varan şehir merkezine girmediği için başka bir firma ile gelmek zorunda kaldık. Otobüsümüz tam bir "yurdum insanı" manzaraları idi. Arkamızdaki koltukta oturan bayan, sabah molasından sonra hiç selam sabah vermeden, koltuğu iteleyerek biraz yukarı kaldırmamız için bizi fırçaladı. Molada beni başka bir sürpriz bekliyordu. Dinlenme tesislerinde " Kavala Kurabiyesi" satılyordu. Benim yıllardır "Selanik Kurbiyesi" adıyla Yunanistan dönüşlerinde paket paket aldığım bademli un kurabiyeleri... Sabah uyku tutmayınca, önce termal havuzu arkasından da ılık su havuzunu ziyaret edip kendime bir güzellik yarattım. Gözlerim tavanda dolaşırken, ne yalan söyleyeyim işverenlerime ilk kez teşekkür ettim içimden... Dokuz otuzda kahvaltıya indim ve Afyon sucuğu, Afyon kaymağı, taze yoğurt eşliğinde yine kendime başka bir güzellik yarattım. Buraya gelmeden önce, buraların tarihi önemini çok iyi bilen bir arkadaşımdan görülmesi gereken yerleri, başka bir arkadaşımdan da kirazı ile meşhur bir ilçeyi öğrenmiştim. Kitap olarak ise yanıma tam da buraları anlatan "Şu Çılgın Türkler.." kitabını aldım. Ve en güzel sürpriz, bu hafta Afyon Caz Festivali var ve ben cazcılarla aynı oteldeyim. Sabah onlar yan masada kahvaltı yapıyorlardı. Sonra bir baktım organizatör Hüseyin Bey , bizim kattaki asansörde.Hemen bu sabah İstanbul'dan geldiğimizi ve festivale nasıl katılabileceğimizi sordum... Akşama 20.30'da "Milet Hamamı" bahçesindeki Cenk Erdoğan Üçlü'sünün konserine oteldeki cazcılarla gideceğim.. Öğleden sonra ne yapacağım diye aklınıza takılmasın, adliyeye gidip dosya tarayacağım... Şimdilik hoşçakalınız... Afyon'dan kucak dolusu sevgiler&saygılar.... Efsun

A rainy mornıng in Istanbul


We are forgetting
To progress a forest heart over a wooden brıgde

The mountaıns shades ın a blue lake

in the distance to the Greece, the pine trees greenery in a monastery

To the harmony of a moss in the forest stones

To inviting stance of blackberries,

The lines of the veins in a leaf,

The pink flowers in the slopes

The sound of the birds in a stagnant pond,

Emitted from the strings of a violins silence,

The sound of the birds in a deep valley,

The drops in the tab on the stones,

The harmony of the water lily,
And a rainbow over the mountains ....




Deeply forgettıng,

In this universe, the every second is

progressing quıckly
and we havent chance to the return.................




A rainy mornıng in Istanbul

I am sending my love and respect
...

With friendship ..

Efsun

Bir yağmurlu İstanbul sabahından


Tahta bir köprünün üzerinden bir ormanın yüreğine ilerlemeyi,



Mavi bir göldeki dağların suya vuran aksini,


Uzaklarda bir Rum Manastırındaki çam ağaçlarının yeşilliğini,


Yosunların taşlarda boy veren ahengini,



Böğürtlenlerin davetkar duruşunu,


Bir yaprağın damarlarındaki çizgilerini,


Yamaçlardaki pembe çiçekleri,


Durgun bir göletteki kuşların sesini,


Bir kemanın tellerinden yayılan sessizliği,


Derin bir vadideki kuşların sesini,


Taşların üzerinde sekerek inen damlaları,


Nilüferlerin sudaki ahengini,


Ve bir gökkuşağının dağların üzerinde dansedişini....


Unutuyoruz..






Bu evrende, her saniyenin koşarak ilerlediğini


ve yeniden geri dönüş şansımız olmadığını


Unutuyoruz....

.................






Bir yağmurlu İstanbul sabahından sevgilerimi ve saygılarımı gönderiyorum...


Dostlukla..


Efsun.

22 Ekim 2009 Perşembe

Good mornıng İstanbul














Good morning Istanbul
Good morning world
Good morning universe

In the wings of a seagull
white table in a braedsalesman
the old fisherman's bucket on Galata Bridge

A dentist's chair,
in a doctor's bunk
A judge panel
in the arms of a mother

a sip of hot tea

In the last captain long way from the throat  float

an almond tree in white flowers was asleep

In a distant shore of the island egean

After less than a sparrow's wing at the ends will be aired redness in the morning light
friendship comes to you
love comes to you

...

Efsun

Günaydın İstanbul















Günaydın İstanbul
Günaydın dünya
Günaydın evren

Bir martının kanadında

bir simitçinin beyaz tablasında

Galata Köprüsünün üzerindeki balıkçının kovasında

Bir dişçinin koltuğunda,
bir doktorun ranzasında

bir yargıcın masasında

bir annenin kollarında

sıcak bir yudum çayda

boğazdan süzülerek geçen uzun yol kaptanında

bir badem ağacıcın uykuya dalmış beyaz çiçeklerinde
uzaklardaki bir ege adasının sahilinde
az sonra havalanacak bir serçenin kanat uçlarında
sabah aydınlığındaki kızıllıkta
dostluk gelsin

sevgi gelsin

sizlere

....

Efsun



16 Ekim 2009 Cuma


14 Ekim 2009 Çarşamba

Postadan İstanbul gelsin bu sabah









Postadan İstanbul gelsin bu sabah
Parmaklarınız,

kahverengi bir zarfa dokunsun,
kenarından usulca açarken

bir İstanbul kokusu yayılsın odanıza.



pencerelerinizi kapatın sıkıca

Mısır çarşısının baharatları

uçuşmasın sokaklara...


Bu sabah Boğazın mavi suları dökülsün sofranıza

gemiler geçsin süzülerek.
Yudumladığınız çayda

biraz Kuzguncuk şekeri olsun...


Martı sesleriyle açın bilgisayarınızı

kanatları çarpmasın dikkat edin klavyenize...
Burgazadanın kenarından demirlemiş

beyaz yelkenlilerle dolanın şehrinizin caddelerini



Dostlarınızı Büyükadadan gelen,
bir Rum ailenin pişirdiği pastalarla ağırlayın...
Kapınızın kenarında açan mavi çiçek

Rumeli hisarının kenarındaki parkın çiçeği olsun...


velhasıl dostlarım

gününüz keyifli geçsin...

İstanbul gibi geçsin.


sevgiyle...
Efsun

2 Ekim 2009 Cuma

çırağan readings



Good morning ...
Hi from Istanbul from a foggy morning ....

Today, from the bottom of the throat with a swing bridge ships

hazy film scene, has joined the parade

like the old Soviet tanks .....

I am writing  to thıs  writing,
to thanks for  dear to Can  publication,
Liner Agency and the Ciragan Palace.

I was growing with the books,
living with books,

and  to my friendship 

jollify  wıth books 
person.
I can  read  everywhere..
I dont care  for read
to time,
space,

atmosphere

row,

hours

seats,

pillow

bus

tram,

domestic

international .



But I can not ımagınes,
One day,
to books  read

which I wıll invited to a palace
and that in the palace I will listen
own voice from
two great authors
Everythıng is wonderfull.
Lıke a dream.
To read,
under the pınk lıghts
thousand years, a magnificent chandelier,
behınd

ıstanbul throat gently flowing
anchored opposite the palace
and a ship equipped with lights,

intermittent ongoing fishing motors
and long vessels



A reader can imagine
most enjoyable reading ...
Thanks for everythıngs...
 
Efsun

Çırağan Okumaları








Günaydın...Sisli bir İstanbul sabahından merhabalar....

Bugün boğaz köprüsünün altından salınarak geçen gemiler

puslu bir film sahnesinde, geçit törenine katılmış

eski sovyet tankları gibi.....

Bu yazımı

sevgili Can Yayınlarına,

Kalem Ajansa

ve Çırağan Sarayına

teşekkür etmek için yazıyorum.



Ben, kitaplarla büyüyen,

kitaplarla yaşayan,

dostluklarını
kitaplarla şenlendiren bir insanım.

Okumak için;

zaman,

mekan,

atmosfer,

sıra,

saat,

koltuk,

yastık,

otobüs,

tramvay,

yurtiçi,

yurtdışı

gözetmeyen biriyim.
 
Bir gün,
kitap okumak için

bir saraya davet edileceğim,

ve o sarayda

kendi sesinden

iki güzel yazarın

kitabını

dinleyeceğim

hiç

ama hiç aklıma gelmezdi...

Herşey mükemmeldi.

Bir rüya gibi,

bin yıllık, ihtişamlı bir avizenin

pembe ışıkları altında,

arkanızda

usul usul akan İstanbul Boğazı,

sarayın tam karşısında demirlemiş

ve ışıklarla donanmış bir gemi,

arasına geçen balıkçı motorları

ve uzun translantikler

eşliğinde

kitap okumak....
Bir okuyucunun hayal edebileceği

en keyifli okuma...

Herşey için teşekkürler...
Sevgilerimle.

Saygılarımla.

Efsun.
http://www.kempinski-istanbul.com/tr/home/index.htm
http://images.google.com.tr/images?hl=tr&source=hp&q=%C3%A7%C4%B1ra%C4%9Fan+saray%C4%B1&um=1&ie=UTF-8&ei=maLFSr7zIsbRjAeQzoRG&sa=X&oi=image_result_group&ct=title&resnum=4
http://www.canyayinlari.com/ActivityDetails_Ciragan-Okumalari_102.aspx

30 Eylül 2009 Çarşamba

bosphorus and kulelı on sunday




blue world



Bu sabah,

Dünya bir astronot olarak kalp açın.

Kimin penceresinden görünür

alan geniş bozkırlarından gelen kesilir

Bir ışık demeti olduğunu düşünün.

Jollify kalbinizin derin bir nefes güvenli.

Sonra, daha az seyahat olacak

martı sen .. takip yapamazsınız


Çocuklar sinek düzeltmeleri kalır

Bunların, parlak renkler Fly

Sadece gözlerinizi hareket edecek ..

Noktasına, parmaklarınızı uzatın

.. mavi gezegeni Satürn'ün bir uydusu olmak

Belki çocuklar orada bulacaksınız ..

Onlara,

dünya bizim çocuklarımız düzeltmeleri uçuşlar

söyleyecektir ...


Ne zaman sonsuz evrenin yolu, yürüyüş
Aklını dünya sizi de arkadaş kalır


Siz, geri dönüyor
getirecektir
Arkadaşınızın özlem bir çimdik

Uranüs'ün mavi bir tutam

Bir tur seviyorum .... getir

mavi dünya











Bu sabah,
Dünyaya bir astronot olarak yüreğinizi açın.

Pencerenizden görünenlerin,

uzayın uçsuz bucaksız bozkırlarından koparılmış bir

ışık demeti olduğunu düşünün.



Yüreğinizi derin bir solukla şenlendirin.

Az sonra çıkacağınız yolculukta,

Martilar sizi takip edemeyecekler ..

Çocukların uçurtmaları aşağılarda kalacak

Uçurtmaların Isiltili renkleri

Sadece gözbebeklerinizde dolaşacaklar ..


Parmağınızı uzatacağınız nokta,
Satürn gezegeninin mavi bir uydusu olacak ..
Belki orada da çocuklar bulacaksınız ..

Onlara,

bizim dünyamızdaki çocukların uçurtmalarını

anlatacaksınız ...


Evrenin sonsuz yollarında dolaşırken,
aklınız bizim dünyamızdaki dostlarınızda kalacak ...

Geri dönerken

dostlarınıza

bir tutam özlem

Bir Tutam uranus Mavisi

bir kucak da sevgi getirin ....

26 Eylül 2009 Cumartesi

le dereglement du monde- Maalouf

Iyi günler.

Ben kitabı yeni yayınlanan Maalouf'un bitmiş Dün akşam Amin.
Şimdi aklıma ilk kelimeleri düşmüş:

"Cehenneme giden yol iyi niyet taşı" ile kaplıdır

Maalouf, dünyada çok başarılı bir çok koyarak bireysel ikilemler. Ne zaman okumak, diyorsun; evet, yazar gibi düşünüyorum. Evrensel ilkeleri ve özellikle insan oluşturma arasında olan hiçbir tolerans ilkesine söylemeyeceğiz biri olmalıdır.

Çevre Sorunları, problemleri göçmenlerin günlük Yaşamda, kitaptaki düşüncelerin dışında çivi için dünyanın tüm alanlarına kadar yüz.

Nasıl ve yazar kendisi ile çatışma içinde kim olduğunu bu çivi çivi çözmek için.
Kitap, bir yerde dediginiz görüşlerini ulaşacak bir hata olmalı ilerler.

Örneğin, 134 sayfa, "... Irak ordusunun ABD ordusundan yenmek için kısa bir süre içinde. Ama Sayfasında" kazanilan askeri zafer ... Amerikalılar önce, ortaya çıktı birden sonuçları önceden tahmin edilemez, siyasi ve ahlaki yenilgi herhangi bir sürpriz var. Gibi bu sürekli masaya yatırılır ekşilik şeffaflık kültürünün yaygın olmayan bir es, ...." karşılaşan dünyanın bu daha fazla Rest
Ne zaman, Irak savaşının ilk günlerinde cümleyi okuyup dünya şeffaflık geri Kalani için bir örnek bir ülke bile "" nitelemesi haberleri sansür değildi sen titreme yapar değil.
140 yazar tekrar Sayfasında, "... çünkü benim saf, yoksa Partiler, gruplar, Klan hala sizden uzağa muaftır. Gözlerimi şey benim zihin özgürlüğüne değerlidir ..." Sonra; 49. sayfa "üzerine ... Powers bitmişti gençler, bir" saç dilinde tekrarlanır olmalıdır balık gibi suda devrimci "ve bitkin. camileri tekrar gibi hissetti kendini yana başlayacak. İnsanlar, ona Burada oluşturulan, neyin tam zındık satmaya bir benzeri şimdi görünmüyor belirsiz Mülkiyet idiği bilemeyiz . Şimdi herkesin anlayabileceği bir dilde konuşuyor. genç yerinden aynı kitabın ayet, yaşlı herkes bilir.

Aynı zamanda hareket olarak bir doktrin ait olan ne .. daha güçlü olabilir At
Kimse ona ihtiyaç kabul istiyordu. Creator bu hakkın ezelden ve Sonsuza Kadar lutfuyla kişi Felç vardır ... "......................
..................................
Çivi ötesinde bir sonucu olarak,
Dünyada Çivi aslında sorumlu olmalıdır, uzanmak

Diyorum,
ben.

Yours

saygı.

Efsun

http://www.tv5.org/TV5Site/litterature/critique-1296-amin-maalouf_le-dereglement-du-monde.htm

http://adonis49.wordpress.com/2009/05/28/how-confident-are-you-in-the-future/

http://en.wordpress.com/tag/le-dereglement-du-monde/

25 Eylül 2009 Cuma

le dereglement du monde/Çivisi Çıkmış Dünya

Günaydın.

Dün akşam Amin Maalouf'un yeni yayınlanan kitabını bitirdim.
Şu anda aklıma ilk düşen sözcük:

"Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir"

Maalouf, dünyanın içinde bulunduğu açmazları tek tek ortaya koyarken çok başarılı.Okuduğunuz bir çok tümce için, evet ben de yazar gibi düşünüyorum diyorsunuz. Özellikle evrensel ilkeler ve insanlar arasında yaratılması gereken hoşgörü ilkelerine hayır diyen kimse olmaz.
Çevre sorunlarından, göçmenlerin günlük Yaşamda karşılaştığı sorunlara dek,dünyanın çivisinin çıktığı her alana yönelik düşünceleri var kitapta.
Çıkan bu çivilerin nasıl çözümleneceği ve bu çivileri kimlerin çıkardığı konusunda ise yazar kendisi ile çelişmektedir.

Kitapta ilerledikçe, bir yerde bir yanlışlık olmalı dediginiz görüşlerine ulaşıyorsunuz.

Örneğin; 134. , Kısa süre içinde Irak ordusunu bozguna uğrattılar.Ama askeri alanda kazandıkları bu zafer sayfada "... Amerikalılar herhangi bir sürpriz yaşamadan, birdenbire sonuçları önceden kestirilemeyecek siyasi ve manevi bozguna dönüştü. Dünyanın geri kalanında bir eşine daha rastlanmayan bir şeffaflık Kültürüne sahip olduklarından yaşanan bu tersliği sürekli masaya yatırdırlar ...."

tümcesini okuduğunuzda, Irak savaşının ilk günlerinde haberlerin bile sansürlü verildiği bir ülke için "dünyanın geri kalanında eşine rastlanmayan bir şeffaflık" nitelemesi sizi ürpertiyor.
Yine yazar 140. sayfada, "... Zira safım yok benim, partilerden, gruplardan, klanlardan hala uzak duruyorum. Benim gözümde aklın özgürlüğünden daha değerli bir şey yok ..." Derken;

49. sayfada; "... Güçleri tükenen Gençlere, bir devrimcinin" sudaki balık gibi olması gerektiğini "yinelemekten dilinde tüy bitmişti. camiye gitmeye başladığından beri, kendini da böyle hissediyor yeniden. İnsanlar ona, nerede üretildiğini kimsenin bilemeyeceği, ne idiği belirsiz malını satmaya çalışan tam bir zındık gibi bakmıyor artık. Bundan böyle herkesin anladığı bir dilde konuşuyor. Aynı kitaptan alınma ayetleri çevresindeki gençler, yaşlılar herkes biliyor.

Aynı zamanda bir aidiyet gibi hareket eden bir öğretiden daha güçlü ne olabilir ki ..

Onu benimseyebilmek için bir isteme ihtiyaç yok. Yaradanın lutfuyla Doğuştan bu hakka sahip insan, ezelden beri ve sonsuza dek ... "......................
..................................

Sonuç olarak çıkan çivilerden öte,

çivileri asıl çıkartanların sorumlu tutulacağı bir dünyaya ulaşmalıyız,
diyorum,

ben.

Sevgilerimle

saygılarıma.

Efsun

http://www.ykykultur.com.tr/kitap/?id=2042

http://translate.google.com.tr/translate?hl=tr&sl=fr&u=http://www.evene.fr/livres/livre/amin-maalouf-le-dereglement-du-monde- 39214.php & ei =- ae9StS8I4SB_QbYgfGAAQ & sa = X & oi = translate & resnum = 7 & ct = result & prev = / search% 3Fq% 3Dle% 2Bdereglement% 2Bdu% 2Bmonde% 26hl% 3Dtr% 26lr% 3D% 26rlz% 3D1W1ACAW_trTR343TR343
http://www.tv5.org/TV5Site/litterature/critique-1296-amin-maalouf_le-dereglement-du-monde.htm

http://adonis49.wordpress.com/2009/05/28/how-confident-are-you-in-the-future/
http://en.wordpress.com/tag/le-dereglement-du-monde/

22 Eylül 2009 Salı

Akropolun Yamaclari

http://www.theacropolismuseum.gr/
http://www.theacropolismuseum.gr/default.php?pname=Live_broadcasting&la=1

Bu sabah haberleri okurken

Atinada Akropolun yamaclarinda yeni acilan bir muze haberi gordum.


Aklim ve yuregim birden Akropolun yamaclarina ve

oradaki guzel dostlarimi uzandi.

Tum dostlarimin
birgun mutlaka bu muzeyi gormesini
ve yamaclarinda

guzel dostlar edinmelerini

isterim.
Tum dostlarimin,
gunes dogarken

ellerini uzatip bulutlarin maviligine dokunmalarini,

kanat cirparak gecen kuslarla

uzaklardaki dostlarina

selam gondermelerini,

yeni acmis bir yediveren gulunun yapraklarinda

gecmis ve gelecek

tum guzel zamanlari hissetmelerini

yeni baslayan bu guzel gunde

yureklerindeki martilarin
okyanuslarin enginliginde
sevgi ve dostluk yasamalarini
dilerim..

En guzel gunler sizlerin olsun..

sevgiyle
dostlukla
http://gnctrkcll.turkcell.com.tr/muzik/sarki/kanis-edo-den-tragouda-35311#sarki/sinefiasmeni-kiriaki-82805

efsuni


















































19 Eylül 2009 Cumartesi

huzun








http://www.dinlesene.info/mp3dinle-455-Tanju-Okan-Oyle-Sarhos-Olsam-Ki-Bir-An-Seni-Unutsam.html


Tanju Okani severim
Ama cok huzunlu soyluyor....
Dayanamiyorum...

 
Bugun huzunlu saatler gecirdim.



Aksamustu annemi aradim,

koyde ninemin ve dedemin evindeymis.
Bombos bir ev

kimseler yok

eski bir koy evi..

Birkac yil once ninemi kaybettik.

dedem ise o kadar yasli ki,

kendi oglunu bile komsularin oglu saniyor.


Eskiden her bayram,tum cocuklari, torunlari
onlari sevenler sayanlarla dolar tasardi...



Iste tam o anda annemin aglayan sesini duydum..


Sonra Beyoglundaki Istanbul Bineali kapsaminda

bir resim sergisine gittim.



Ressam uzun yillar Yerivan'da yasamis
ve oradaki
karanlik ve huzunlu sokaklari cizmis...

Sergi salonu da,

Ataturk'un bir zamanlar balolar verdigi
ama simdi neredeyse terkedilmis
eski Tokatliyan Oteli...


Hepsi bir araya geldi ve ben cok huzunlendim...



Yarin bayram ama benim icin huzunlu bir bayram olacak.
Efsun