28 Ocak 2018 Pazar

THE POST

https://www.washingtonpost.com/




THE POST...

Bugün erkenden yollara düştüm. 

Sabah 12.00 matinesine yetiştim. 

Kaç günlerdir bu filmi kaçırmamam gerek diye kendime söz veriyordum. 

Film muhteşem. 
Oyuncular muhteşem. 

Kurgu ve müzikler harika.. 


Merly  Streep, fiilen The Washington Post  Gazetesinin sahibidir. 

Gazetenin kurucusu olan babası, kendisinden sonra yönetimi damadına bırakmıştır.
Ancak damadın vakitsiz  ölümü üzerine, yönetim zorunlu olarak Merly Steep'e kalmıştır,
ki o güne kadar sadece çocuklarını büyüten, hiç çalışmamış bir kadındır. 

Vietnam  Savaşında, işler kötüye gitmektedir ve pek çok asker hayatını kaybetmiştir. 

Pentagon, yıllar önce hazırladığı bir rapor ile, savaşı kaybedeceklerini tespit ettirmiş ama buna rağmen kamuoyunu yanıltmaya devam etmiştir. 

İşte, bir gazeteci , Pentagon'un bu raporunu dışarı sızdırır. 

Newyork Times  raporu basmaya başlar ama mahkeme kararı ile basım durdurulur. 

Bu sefer belgeler  THE WASHİNGTON POST'a ulaşır. 

AMA BU BASIMIN ÇOK AĞIR SONUÇLARI OLACAKTIR. 

BASIM DÜŞMESİNE BASILACAK MIDIR ?
BASIM İPTAL Mİ EDİLECEKTİR? 

İşte Tom Hanks ve Merly Steep buna karar veriyorlar...

Rotatifler..
Mahkeme salonları..
Jüri  kararı... 

Harika  bir saat geçirmek isterseniz, mutlaka görmelisiniz..
Beyoğlunda sadece Atlas Sinemasında oynuyor.. 

Sevgilerimle..
Efsun 




Bütün taşlar gibi vekarlı,
hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,
bütün yük hayvanları gibi battal, ağır
ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz.

.................

Ve beyaz sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,
göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.
insanlar, ah, benim insanlarım,
hele Asyadakiler, Afrikadakiler,
Yakın Doğu, orta Doğu, Pasifik adaları
ve benim memleketlilerim,
yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu,
elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız,
elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz.

....................
antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler,
kitaplar yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa,
ninni yalan söylüyorsa,
rüya yalan söylüyorsa,
meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
söz yalan söylüyorsa,
ses yalan söylüyorsa,
ellerinizden geçinen
ve ellerinizden başka her şey
herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli,
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.
Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.

NAZIM HİKMET

LETTERS FROM ROMANIA


These lines,
I write with the inner peace and beauty of being a new living space in the world.

I returned from Bucharest on Friday morning.

For the first time in my life I have seen Bucharest and Romania.
I loved it a lot.
I really like.

I felt the comparison with the past as well as the current Romania.

Last Friday went and started to snow in Bucharest and the day I was there.
My friends who traveled to the Transylvania Region, the most beautiful region of Romania in the week.

Under magnificent snow, spectacular chats ..

I guess I'm a lucky person.

Many years ago, before the collapse of socialism, the Soviet Union
and I have witnessed the collapse of socialism now at the point of clogging.

At that time, it was really a socialist economy and people's living conditions were very difficult.
Really, the stores were empty and people were very poor.

But besides this, everything was abundant in Beriozka shops where only Soviet managers could shop.

After the end of the socialist system, I was shocked when I visited Varna in May 2015.
Life in Varna was frozen in 1990 and an incredible absence continued.

Here before my visit to Bucharest, I was most curious,
It was the life that occurred in Romania after the socialist system.

I LIKE  VERY MUCH  ROMANIA.

People are happy and enjoyable.
In the streets both old values ​​are preserved, especially the buildings which are dominated by Austria are very beautiful.

There is also a new kind of commercial activity specific to the entire capitalist system.

The most important problem in Romania is that people go to Europe to work, and therefore no people will be able to work in Romania.

Although Romania is a member of the European Union, it still uses its own currency Ley
and a Ley is equal to a Turkish Lira.
It's the same at the prices.

However, meat and meat products are very cheap.

Romania has raised wages last year to bring its people back to Europe.
A worker costs an average of 3,000 leys to an employer.
Approximately 1,700 leys in the hands of the worker.

However, a Romanian who went to England'ye lettuce collection earned 2000 Leys a week
He spent six months in Europe and six months in rumination.

Romanians are very clean and tidy.

The women are very stylish and very well-kept.

There were many florists in the grocery store in Romania.
There are also many Turkish films.
In addition, Kanal D television is there as an independent channel.
Overall he treated too hot to go to Turkey and Turkey.

Many Turkish companies in Romania have begun construction.
The outskirts of the city are equipped with very luxurious houses.

So our construction sector has gotten there too.

But I still had a pleasant vacation in Romania, thanks to my lovely friends there.

As a result, I think a country that is worthy to see ROMANIA GOING ..

Sincerely.
Best regards.
Efsun

DÜNYADA YENİ BİR NOKTA YENİ BİR YAŞAM ( ROMANYA MEKTUBU)


Bu satırları, 
Dünyada yeni bir yaşam alanı tanımış olmanın verdiği iç huzuru ve güzelliği ile yazıyorum. 

Cuma sabahı Bükreş'ten döndüm.

Hayatımda Bükreş'i ve Romanya'yı ilk defa gördüm.  
Çok sevdim.
Çok begendim. 

Hem geçmiş ile kıyaslama hem de güncel Romanya'yı hissettim. 

Geçen cuma uctum Bükreş'e ve vardığım gün kar yağmaya başladı. 
Haftasonu Romanya'nın en güzel bölgesi olan Transilvanya Bölgesini gezdirdi güzel dostlarım. 

Muhteşem karlar altında, muhteşem şatolar..

Ben, şanslı bir insanım sanırım. 

Yıllar önce, henüz sosyalizm yıkılmadan Sovyetler Birliğini görmüş 
ve sosyalizmin artık tıkanma noktasında yıkılışına tanık olmuş bir insanım. 

O dönemde, gerçekten sosyalist ekonomi ve halkın yaşam koşulları çok zorlu idi. 
Gerçekten, mağazalar bomboş ve insanlar çok yoksul idi. 

Ama bunun yanında, sadece  sovyet yöneticilerinin  alışveriş yapabildiği Berıozka dükkanlarında, herşey bol  idi. 

Sosyalist sistemin sonlanmasından sonra, 2015 bir mayısında Varna'yı  ziyaret ettiğimde, şok olmuştum. 
Varna'da hayat 1990 yılında donmuş ve inanılmaz bir  yokluk devam ediyordu. 

İşte benim Bükreş ziyareti öncesinde, en çok merak ettiğim,
sosyalist sistemden sonra Romanya'da oluşan yaşam idi. 

ÇOK BEĞENDİM ROMANYA'YI. 

İnsanlar mutlu ve  keyifli. 
Sokaklarda hem eski değerler korunmuş, özellikle Avusturya egemenliğinden kalan binalar çok güzel.

Hem de tam kapitalist sisteme özgü  yeni bir ticaret canlılığı oluşmuş. 

Romanya'da en önemli sorun, insanların çalışmak için Avrupa'ya gitmeleri ve bu nedenle Romanya'da çalışacak insan bulunamaması. 

Romanya Avrupa Birliği üyesi olmasına karşın, hala kendi para birimleri Ley kullanılıyor 
ve bir Ley   bir  Türk Lİrasına eşit. 
Fiyatlarda aynı sayılır. 

Ancak, et ve et ürünleri çok ucuz. 

Romanya,Avrupa'ya giden insanlarını geri getirebilmek için geçen yıl   ücretleri yükseltmiş. 
Bir işçi ortala 3.000' Ley'e maloluyor bir işveren'e. 
İşçinin eline de yaklaşık 1700 Ley geçiyor.

Oysa, İngiltere2ye marul toplamaya giden bir Romanyalı haftada 2000 Ley kazanıyormuş ve 
altı ay Avrupa'da çalışıp altı ayını da dınlenerek geciriyormuş.

Romanyalılar  çok temiz ve düzenli. 

Kadınlar çok şık ve çok bakımlı. 

Romanyada bakkaldan çok  çiçekçi varmış.
Bir de pek çok Türk filmi var. 
Ayrıca Kanal D televizyonu orada  bağımsız bir kanal olarak varlık sürdürüyor. 
Genel olarak Türklere ve Türkiye'den gidenlere çok sıcak davranılıyormuş.

Romanya'da pek çok Türk şirketi inşaatlar yapmaya başlamış. 
Şehrin dış semtleri çok lüks evlerle donatılyor. 

Yani bizim inşaat sektörü oraya da el atmış durumda. 

Ama ben yine de keyifli bir Romanya tatili yaşadım, oradaki güzel dostlarım sayesinde.

Sonuç olarak, bence ROMANYA GİDİLİP GÖRÜLMEYE DEĞER BİR ÜLKE..

Sevgilerimle.
Saygılarımla.
Efsun

28.01.2018 
İstanbul

15 Ekim 2017 Pazar

LETTERA PERUGIA



Bugun Pazar.
Italya'da kücük bir kasabadayım.
Genc bir Italyan'a Nazım Hıkmet ve Istanbul'u tanıtmak ıcın oturdum klavyemın basına.
Burada, yaklasık üc haftadır bes genc ınsanla bırlıkte yasıyorum.
Pırıl pırıl bır sabah gunesı  gelıyor pencereden odama.
Uzaktan, Perugıa'nın Kılıselerının kulelerını goruyorum.
Sımone, bır Italyan.
Cecılya, bir Ispanyol.
Rubın Sıcılya'lı bır genc.
Francesko da bır Italyan.
Bunlar kızımın ev arkadasları.
Hıcbırı Istanbul'u gormemıs.
Hıcbırı Nazım'ın güzel siirlerini dinlememış.
Yarın ayrılıyorum artık bu sehırden.
Bu guzel yureklı ınsanları ıstanbul ve Nazım ıle tanıstırmak ıstedım ayrılırken.
Ama Atılla İlhan ve Nazım'ı dınledıkce gozyaslarıma engel olamadım.
En cok da, 'Haramılerın Saltanatını Yıkacagız' cumlesınde bogazım dugumlendı.
Bu satırların  yazılmasından bu yana kac bahar gectı saymadım,
ama haramılerı yıkamadık ne yazık kı,
Gıderek de katlanıyor haramılerın saltanatı.
Burası Perugıa.
Burada baska bır dunya kurmuslar.
Insanlar sakın ve sessızce hayatlarını yasıyorlar.
Burada kımse kosarak gıtmıyor ısıne,
Burada kımse bagırmıyor bırbırıne.
Sokakta;  dunyanın pekcok yerınden gelmıs genc ınsanlarla yuruyorsunuz.
Cunku burası bır unıversıte sehrı ve ozellıkle YABANCILAR UNIVERSITESI pekcok  ulkeden ogrencı alıyor.
Barıs ve karsılıklı guven var.
Ev sahıbımız cok tatlı bır kadın.
Onbes gundur kırasını almaya gelmedı.
Ortacag'dan gelen bır esıntı ıle  yuruyorsunuz sokaklarda.
Hıcbır seyı degıstırmemısler.
Hatta, bozulan  yerlerı aslına uygun tamır etmısler.
Bu gunlerde Perugıa'a Avrupa'nın en buyuk cıkolata festıvalı yapılıyor.
Cocuk arabaları ıle sokaklarda cıkolata dukkanlarının arasında gecırıyorlar gunlerını..
Bılemedım...

Bu hayatı bılemedım.
Insanoglunu bılmedım.
Neden bizim topraklarımızda, birbirimizin hayatını zındana cevırmeye calıstıgımızı cozemedım
.

Dunyanın herhangı bır noktasında,
Oranın sıradan bır ınsanı gıbı yasamak arzum var her zaman.
Iste, Perugıa'da  tam da bunu yasadım.
Hayatın baska bır yönunu daha gördum.
Tesekkurler hayat.

15 Ekım 2017
09,47
Perugıa.

  https://tr.wikipedia.org/wiki/Perugia






Satır içi resim 1


Today is Sunday.

I am ın  a small town in Italy.



I sat down to introduce myself to a young Italian, Nazim Hikmet and Istanbul.



I have been living here for about three weeks now with five young people.

The sparkling morning comes in the morning with a window in the room.

From a distance, I see Perugia's horns.



Simone, he's Italian.

Cecılya ıs  a Spanish.

Rubın; one young man from  Sicilya.

Francesko is also Italian.



These are my daughter's house-mates.



They  did not see Istanbul.

They did not listen to Nazım's beautiful poems.



I'm leaving tomorrow from this town .

While I was leaving to get acquainted with these beautiful people of Istanbul and Nazım.



But I have not been able to prevent the tears as Atılla İlhan and Nazım were lıstenıng.



Most of the time, my throat was dampened in the 'We'll Destroy the Slaughter of Haram' contest.



I have not counted how many times since these lines were written,

but unfortunately we can not stop the haram,

It goes on and on, the harbors of the haram.



Here is Perugia.



People ıs  livıng slowly  and live their lives.

Here,I do not here a shit here.
And nobody runnıg to job.
Everythıngs are calm.



In the streets; you are living with young people from many parts of the world.

It is because of this, that there are many universities and, especially, the FOREIGN UNIVERSITY is receiving students from many countries.



There is peace and mutual trust.

Our host is a pretty sweet woman.

She did not come to pick up the rent.



You are walking on the streets with a lot of  aır coming from Medıaval.



They do not change anythings.

In fact, they have just repaired  the damaged places.



In these days ın Perugia there  is the biggest chocolate festival in Europe.



Children's cars go through streets in the streets of  chocolate..



I did not know ...



I didnot understand the  life.

I do not know about humankind.



Why did try to our lıfe to bad  ın  our lives into our land?

.



At any point in the world,

I always have the desire to live like ordinary people.



I've done it right in Perugia.



I've seen life another way.



Thank you, life.



15 October 2017

09.47

Perugia.

---------- Forwarded message ----------
From: efsun gr <efsungr@gmail.com>
Date: 2017-10-15 9:28 GMT+02:00
Subject: NAZIM HIKMET
To: simone@yahoo.com


Boungıorno lovely and very kındly Sımone;

I wısh you lıke Nazım's poem.

In our hearts, he ıs very ımportanda person and  poetr.

AND, ALSO I THANK VERY MUCH for your hospıtaly ın your home to me.

I feel lıke a bıg famıly wıth you.

Fırst tıme, I have been a Italıan people ın my lıfe and I love you very much.

We waıt you everytıme to Istanbul.

Bıg huge.



Cıvıdıamou ın Istanbul..



ABOUT NAZIM HIKMET:





https://it.wikipedia.org/wiki/Naz%C4%B1m_Hikmet

http://italyanca.info/2012/05/toscanada-bir-dag-kasabasi-ve-nazim-hikmetten-bir-siir/

https://www.google.com.tr/search?biw=1600&bih=804&tbm=isch&sa=1&q=%22Poesie+d%27Amore+Naz%C4%B1m+h%C4%B1kmet&oq=%22Poesie+d%27Amore+Naz%C4%B1m+h%C4%B1kmet&gs_l=psy-ab.3...5455.9869.0.10939.13.13.0.0.0.0.145.1075.11j2.13.0....0...1.1.64.psy-ab..0.4.353...0i19k1j0i8i30i19k1.0.OiAQQEnLYT4#imgrc=M_jWGT7tVUGPTM:

https://sehnazbac.wordpress.com/2009/04/18/ask-ve-bahar-amore-e-primavera-nazim-hikmet-1943/


 Nazım’ın 1960′da Roma’da yazdığı ve muhtemelen Joyce Lussu için kaleme aldığı şiirin İtalyancası ve Türkçesini alt alta koyuyorum:

La tua anima è un fiume, mio amore
scorre in alto tra le montagne
tra le montagne verso la piana
verso la piana senza poterla raggiungere
senza raggiungere il sonno dei salici piangenti
la quiete dei larghi archi di ponte
dell’erbe acquatiche dell’anatre dalla testa verde
senza raggiungere la dolcezza triste delle superfici piane
senza raggiungere i campi di grano al chiaro di luna
scorre verso la piana
scorre tra le montagne
tirandosi dietro le nubi che si fondono e si separano
portandosi di notte le grosse stelle
le stelle delle cime delle montagne
scorre schiumeggiando
mescolando nel fondo le pietre nere con quelle bianche
scorre coi pesci che nuotano contro corrente
vigili nelle curve
s’inabissa e s’inalbera pazza del proprio fragore
scorre in alto tra le montagne
tra le montagne verso la piana inseguendola
senza poterla raggiungere.
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Oggi è domenica

Oggi è domenica
oggi per la prima volta mi portarono al sole.
E mi ha sorpreso la prima volta nella mia vita che il cielo
è così lontano da me
così azzurro
così ampio,
e sono rimasto senza movimento
e poi mi sono seduto sul suolo rispettosamente
ho appoggiato la mia schiena contro la parete.
In questo momento né terrificanti olas
né la lotta, né libertà, né mia moglie.
La terra, il sole e io...
Sono felice..






xxxxxxxxxxxxxxxxxx

In ginocchio, guardo la terra
guardo l’erba
guardo l’insetto
guardo l’istante fiorito e azzurro
sei come la terra di primavera, amore mio
                                       io ti guardo
Sdraiato sul dorso, vedo il cielo
vedo i rami degli alberi
vedo le cicogne che volano
sogno ad occhi aperti
sei come il cielo di primavera
                                            io ti vedo
Ho acceso un fuoco di notte in campagna, tocco il fuoco
tocco l’acqua
tocco la stoffa
tocco l’argento
sei come un fuoco sotto le stelle
                               io ti tocco
Sono tra la gente, amo l’umanita
amo l’azione
amo il pensiero
amo la mia guerra
sei un essere umano nella primavera, amore mio
                                                 io ti amo.






6 Ağustos 2017 Pazar

MEKTUP 1... KÖRFEZ'DEN SEVGİLERLE

https://www.youtube.com/watch?v=DmRRVGZ9sr4


Günaydın. 

Benim gibi bir yay insanının en sevdiği söz, 
şu mavi gezegende gittiği her noktadan sevdiklerine yazdığı;

''...........'' 'DEN SEVGİLERLE... kelimeleridir. 

Bu hafta; Alexandra Potter'in PARİS'TEN SEVGİLERLE' kitabını okuyorum. 

Buradan ilham alarak ve bir Yay Burcu insanı olarak sizlere ilk mektubumu 
Gemlik Körfezine bakarak yazıyorum. 
Dalgaların ve martıların eşliğinde bir sabaha uyanmak, 
yeşil bir dalın sunduğu sabah sessizliğini duymak...

Hayatımda, hem rutin hem maceralı olmayı seviyorum. 

Bir şeye başladım mı; bitirmeyi seviyorum. 
Her bitişin, aslında çok güzel bir başlangıç olduğunu biliyorum. 
Bunu hayatımda pek çok kez deneyimledim. 


İşte yine bir bitiş ve başlangıç noktasındayım. 

Onbeş ağustos'ta yeni bir güne başlayacağım. 
Artık, ilk uçak mı olur, ilk otobüs mü  olur bilemiyorum 
kendimi Atina-Korinthos yollarına bırakacağım. 

Yeni yılda yeni bir başlangıç yapmak üzere kendimi programladım. 
Yeni yılda, DÜNYA HUKUK OFİSİ'mi kuracağım. 

Bu süre içinde de, sizlere; 
mavi noktalardan mavi mektuplar göndermeyi diliyorum. 

Hayat bana hep B planı ile yaşamayı öğretti. 
Bu B şıkkı hep benim ruhumun ve aklımın sığınağı oldu. 

Her zaman, gülümseyerek hayata bakabilmeyi getirdi bana. 

İşte şimdi, böyle bir sabahta sizlere merhaba diyorum. 

KÖRFEZ'DEN SEVGİLERİMLE.

Efsun.

6 Mayıs 2015 Çarşamba

NIET SOSYALIZM , PAJALUSTA KAPITALIZM

NIET SOSYALIZM , PAJALUSTA KAPITALIZM 

Yıl 1990. 
Aylardan mart...
Sabahın ılk ışıklarında Sofya garında ındım. 
Taksıye; Rıla Hotelı'ne gıtmek  ıstedıgımı soyledım. 

Yasım 25.. 
Henüz duvarlar yıkılmamış. 

Sokakta en çok kullanılan sözcük ' niet sosyalızm''-- (sosyalızme hayır)

28 Mart 2014 Cuma

BİR BİLECİK DURUŞMASININ ARDINDAN....

Bu güne dek yolum Bilecik iline de,
Bilecik'in Söğüt İlçesine de düşmemişti.. 
Söğüt deyince aklıma sadece seramik ve Osmanlının ilk yurdu gelir, 
Bilecik deyince ise hiçbir şey gelmezdi...
Ama bu günden sonra, 
hayatın sürprizlerle dolu mükemmel bir organizasyon olduğu gelecek....
Şöyle ki;

Yeni müvekkilimin bir seramik şirketinden  alacağı var. 
Bu seramik şirketi de 'iflasın ertelenmesi' talebinde bulunmuş...
Duruşma bu gün saat 13,30'da idi..

Sabah otogara gitmek üzere beşte yola çıktığımda,
kaldırımlara hafiften yağmur çiseliyordu...
Tertemiz bir yağmur kokusu ile başladım güne.. 

İstanbul'dan çıkışta, 
masmavi  bir gökyüzü ve yemyeşil bahar dalları eşlik etti...

Otobüs firması yolcular için müzik yayını yanında,
bir de Eistein'in hayatını ve aşklarını anlatan bir program hazırlamış...

Yemyeşil kırlar, bembeyaz bahar dalları ve kulaklarımda Eisteın'in hayatı, müzik ve kadınlara ilişkin hoş anıları.... 

Söğüt'e 11,30'da ulaştım. 
Hemen adliyeye gidip vekaletnamemi ibraz edip sokağa çıktım.. 

Ertuğrul Gazi Müzesi, Halk Kütüphanesi ve Çifte Minareli cami gerçekten tarihin içine çekip götürüyor insanı... 

Duruşmadan sonra üç bayan avukat hep birlikte bir taksi  kiraladık Bilecek'e ulaşmak için...

İşte tesadüfler o zaman  başladı... 
Yanımda oturan avukat benim gibi 141M hatlı otobüs mağduru idi... 
Yani Halkalı'da oturuyordu..
Bir kaç ay önce orada taşınmıştı..(ben de eylülde taşınmıştım...) 
Hem de nereden...
Benim eski mahallemden...Haseki hastanesinin karşısındaki Sefai Efendi sokaktan... 

Neyse, yol uzun...Laf lafı açıyor... 
Kızın ailesi nerede yaşıyor...
Denizli'de...
Aaaaa...Benimkiler de öyle...... 
Annesi nereli...,
Acıpayam-Kelekçi Kasabasından...
Bizimkiler nereli...
Acıpayam'a yirmi dakika uzaklıktaki Yeşilova Güney Kasabasından... 
Kızın babası nereli...Burdur Tefennı'liiii...

Halası nerede....Yeşilova'da....
Biz yazları nereye gideriz...Yeşiloava Salda Gölüne.......


İşte böyle sevgili dostlarım...
Hayat güzel...
Hem de çok güzel.... 

Hepiniz, hayatın bana sunduğu güzelliklersiniz... 
Sevgilerimle..