29 Mart 2013 Cuma

This Mornıng.....




This morning I caught the sunrise.

Huge window of the room and goes back to sleep with the ceiling ..
When you open your eyes, you fınd alone with clouds ..

Istanbul's skyline in the distance, say hello to your day with ..

Here are the lights of the sun this morning,
in glitters,
I got started to emerge ...

I took a deep breath ..
Enjoy a sparkling spring morning, waking up with the
I started a new book ...

read,
mind,
What did my friends passed ..

I have a great friend,
and hospitalizations in the future to check out this morning ..
He never thought possible at one time,
hospital two weeks ago, was due to an embolism ..

Life is hugged him again ...


Another friend, a distant sea from the land
dear came to Istanbul ...

I know thıs  news ..
What  about others.....

Where are they now,
How do they  woke up in the morning,
What's going to do today,
Where will  they go ...

I,
Before go to the bank today to pay my taxes ..

then,
I wıll go to the bazaar  for green and sparkling ..

New detached branch of red tomatoes,
fresh artichokes,
red peppers,
green cucumbers will be waiting for me ...

Tomorrow,
My friends  wıll come from Switzerland ..
Happy to meet them with enthusiasm
I walk the streets of Istanbul ...

My daughter will wake up soon ..
I'll read my new book ..

This blue planet
as beautiful as you , I can open my heart to my friends
life once again look gratitude ...

I wish for a nice baseline to be awakened ...

'll Send you all my love armful ...

Hello...
Efsun ...


Bu Sabah....





Bu sabah güneşin doğuşunu yakaladım.

Uyuduğun odanın penceresi koskocaman ve tavana kadar uzanır.. 
Gözünüzü açtığınızda , kendinizi bulutlarla başbaşa bulusunuz..

Uzaklarda İstanbul silüeti ile güne merhaba dersiniz.. 

İşte bu sabah güneşin ışıklarını,
pırıltılar içinde, 
doğmaya başlarken yakaladım... 

Derin bir nefes aldım.. 
Pırıl pırıl bir bahara sabahına uyanmanın keyfi ile
yeni bir kitaba başladım... 

Okudukça, 
aklımdan,
dostlarımın neler yaptıkları geçti ..

Çok sevdiğim bir arkadaşım, 
bu sabah hastanaye kontrol için gelecek..
Hiç ummadığı bir anda,
bir emboli ile nedeni  iki hafta önce  gelmişti hastaneye.. 

Hayat, onu yeniden kucakladı...


Bir başka dostum, uzak bir deniz diyarından
gelmiş sevgili İstanbulâ...

Bunlar, bildiğim haberler..
Ya bilmediklerim... 

Şu anda neredeler,
nasıl uyandılar sabaha,
Bugun neler yapacaklar, 
Nerelere gidecekler...

Ben, 
bugün vergimi ödemek için önce bankaya gideceğim..

Sonra, 
yemyeşil ve ışıl ışıl semt pazarına gideceğim..

Dalında yeni kopmuş kırmızı domatesler, 
taze enginarlar, 
kırmızı biberler, 
yeşil salatalıklar beni bekliyor olacak... 

Yarın, 
İsviçre'den dostlarım  gelecek.. 
Onlarla buluşmanın mutlu heyacanı ile
dolaşacağım İstanbul sokaklarını...

Kızım, birazdan uyanacak.. 
Ben, yeni kitabıma  devam edeceğim.. 

Bu mavi gezegende, 
yüreğimi açabileceğim sizin gibi güzel dostlarım olduğu için
bir kez daha şükranla bakacağım hayata... 

Sizlerin de güzel bir başlangıçla uyanmış olmanızı dileyeceğim...

Hepinize kucak dolusu sevgilerimi göndereceğim...

Merhaba... 
Efsun...

12 Mart 2013 Salı

YENİ BAŞLANGIÇLAR MEVSİMİ

Saat onsekizi iki dakika geçiyor 
ve günlerden salı.... 

Ben, evimde,
mutfak penceresinden 
karşımda, günün son ışıkları ile parlayan
Fatih Camiini seyrediyorum.. 

Ve akşam yemeği için eve gelecek kızımı bekliyorum.

Hayatım, bu güne dek hep bir koşuşturma içinde  geçti..

Pek sık rastlanan bir şey değil, 
haftanın bu günününde ve günün bu saatinde,
evimde oturup kahvemi yudumlamam... 

Bu hayatta en sevdiğim şeylerden birisi,
kitapçıda,
yeni çıkan kitaplara bakmak,
o anda beni kendine çeken en keyifli kitabı hemen satın alarak,
eve gelip büyük bir keyifle okumaya başlamaktır.. 

İşte bugün de böyle oldu.. 

Öğleden sonra, 
kendimi kitapçıda buldum ve 
''..YENİ BAŞLANGIÇLAR MEVSİMİ '' isimli kitabı aldım.. 

Kitabın arkası, 
tam da benim bugünlerdeki ruh halimi yansıyıyor: 

''....Kimi zaman, hayatın karmaşasından başımızı kaldırmak,
dertlerimizi geride bırakmak yada bize zarar veren alışkanlıklarımızdan kurtulmak için
bir yol bulmaya çalışırız. 
Ve bu arayışta en büyük yardımcımız dostlarımız olur...
Sadece iyi değil, kötü günde de yanıbaşımızda duran,
ve her sonun bir başlangıca vesile olduğunu hatırlatan can dostlarımız....''

Gerçekten, 
bu satırları okuduktan sonra hemen bu kitabı satın aldım.. 

Daha okumaya başlamadan önce ise, 
benim sevgili can dostlarıma da bir akşam selamı göndermek istedim..

Bu dünya, sizler gibi dostlarım sayesinde güzel...

Hepinize çok teşekkür ediyorum ve sevgilerimi gönderiyorum...
Efsun

10 Mart 2013 Pazar

DİLLER, DİNLER, MİLLİYETLER...



http://www.youtube.com/watch?v=uEDboHDSU50


Yorulmuşum...
Ayaklarımı, dizlerimin altına toplamış,
akşam üstü  saat beşte, çayımı yudumluyorum...

Aklımdan geçenleri,
karşımda çayını yudumlayan kızımla paylaşıyorum....

Diller,
Dinler,,,
Milliyetler....
İnsanoğlunun yarattığı kavramlar....

Bu sabah,
uzun zamandır aklımda dolaşan,
bir mektubu yazdım...

Bir kız kardeşim var..
Suyun öte yanında..
Atına yakınlarında..

Türkçe bilmez,
İngilizce bilmez..

Ben, Yunanca bilmem....
Başka  dil bilmem...
Onunla ortak bir dilimiz var...
Yüreğimiz...

İşte, bu sabah,
bu kızkardeşime,
google çeviriden tek tek heceleyerek,
Yunanca bir mektup yazdım..

Sonra,
saat onbire doğru,
başka bir kardeşimin,
annesinin ölüm yıldönümünü anmak için,

Samatya'daki Surp Ermeni Kilisesinde ,
Ermeni bir papazın,
Türkçe duaları ve nasihatlaeri ile
yaşam ve ölümü dinledim...

Ermeni Kilisesinden sonra,
kilisede bulunan Ermeni dostlarımız ile
Topkapı Ermeni Mezarlığına gidildi...

Topkapı'da Ermeni Mezarlığının tam karşısında
bir Rum mezarlığı ve Rum  Manastırı var...

Dostlarımızı yolcu edip,
bir de Rum dostlarımızı ve anmak üzere,
Rum Manastırını ziyaret ettik...

Huzur içinde uyuyan,
sessizce, dallardaki kuşların cıvıltılarını dinleyenleri gördük...

Kimbilir,
ne hayatlar yaşandı bu anıtlarda...
Diyerek dolandık...

Çıkışta,
yol bizi,
bu kez
bir Türk mezarlığının içinden dolaştırdı...

İşte,
İstanbul böyle bir zenginliktir...

Dillerin,
dinlerin,
milliyetlerin birbirine yaslandığı bir kent..

Bu kentte yaşayıp,
bu zenginliklerin içinde,
dillerin, dinlerin, milliyetlerin olmadığı bir dostluğu yaşayabilmekten daha güzel ne olabilir...

Tüm dostlarımı, saygıyla selamlıyorum..
Yüreğim ve insan sıcaklığımla... .

Efsun...
10.03.2013
17,03
İstanbul.....




12 Şubat 2013 Salı

Ellinci Yıl....



Dün, annemle babamın ellinci evlilik yıldönümü idi...
Bundan tam 50 yıl önce, 12 Şubat 1963 sabahında,
aynı yastığa başkoymaya karar vermişler...
Dün akşam  telefonda konuşurken,
babam;
-Göz açıp kapayıncaya kadar elli yılı geride bırakmışız dedi ve
annemle birlikte ,
kendi bağlarından yaptıkları şarabı içerken
kadehlerin çınlatısnı dinletti...

Evlendiklerine, annem onyedi, babam yirmi üç yaşında imiş..
Ege'nin Eşeler yaylasının kenarında kurulmuş bir köyde doğmuşlar..

Eşeler yaylasına çıkan,
Manatır adı verilen ve yemyeşil çamların içinde kaybolmuş
bir vadide her ikisini ailerine ait tarlaları varmış..

Çocuklukları  bu tarlalarda geçmiş..
tarla komşuluğundan,
yaşam  komşuluğuna geçmişler...

Babam, yedi yaşında kaybetmiş babasını..
Babaannem, tam yedi çocukla tek başına kalmış..
Masmavi gözleri olan,
becerikli ve akıllı bir kadındı..

Gönen Köy Enstitüsünde  parasız  yatılı okumuş babam ve
edebiyat öğretmeni olmuş..
Annemi dedem okutmamış..
Onaltı yaşında nişanlayıp, onyedi yaşında da evlendirmiş omu...

Bindokuzyüz altmışdört yılının bir aralık günü ben dünyaya gelmişim..
İlk çoçuklarına, "Efsun" ismini vermişler...

Namık Kemal'in " Ne efsunkar imişsin ey didarı hürriyet..."  şiirinden esinlenerek...
O zamanlar, Merzifon'un Havza ilçesinde öğretmenli yapıyorlarmış..

İkinci çocukları doğduğunda ise " Ülkü"  ismini koymuş babam..
İkinci kardeşim doğduğunda,
babam, Sarıkamış'ta asker ve annem tek başına köyde doğurmuş kızkardeşimi..

Son kardeşim doğduğunda, ona da "Zeliha" ismini koymuşlar..
Çünkü hem babaannemin hem de anneannemin ismi Zeliha imiş...

Oniki eylülden önce Töb-der'li idi babam..
Çocukluğumuzda,
bindokuzyüzyetmiş dört, yetmiş beşlerlde Denzili'ye gelmiştik
ve babam bizi arasıra Töbder'e götürür,
oradaki öğretmen arkadaşları ile kaynaştırırdı bizi..

Yılllar, ne çabuk geçiyor gerçekten..
Bizler büyüdük...
Çocuklarından iki tanesi avukat oldu,
bir tanesi müzik öğretmeni...

Hepimiz evlendi ve  çocuklarımız oldu..
Hepimizin de  kızları var..
 Beste, Bahar, Karya, Ekin, Irmak...

Yaz tatillerinde, Salda Gölünde toplanırız..
Orada,
çam ağaçlarının içinde,
münik bir evleri var annemlerin..
masmavi Salda Gölü  selamlar her sabah sizi..
İşte, bu  topantılarda,
birbirimize sarılıp
"Bütün kızlar toplandık" şarkısını söyleriz kahkahalarla...

Canım annem ve babam,
sizlere ve hepimize,
sağlık ve mutlulukla geçecek nice yıllar diliyorum
ve ellerinizden öpüyorum..

Kızınız Efsun
13.02.2013
sabah 9,00
İstanbul...





2 Şubat 2013 Cumartesi

LEAD PENCIL FACTORY

LEAD PENCIL FACTORY
Recently, I was not writing anything about the books I've read lately.

This morning I read a book, written in a language that is absorbing,
Being lazy I got up, made myself a cup of coffee and started to touch my keyboard keys.
I finished the last book of a Greek author: SOTI Triantafyillou
LEAD PENCIL FACTORY
I am, in general, I see where one works translated into Greek, is immediately read.

In this book, GATA discovered while going to be a problem in my hands ..

Name one thing before didnt bring anythings for me ..
But when I close the last page of the book, the first job,
To check whether the entities in the novel was a real internet ...
The book is a means of Athenian Asimakis family, told a historical process.

History of the world between 1866-1940,
revolutions, leaders, cities, countries are very nice woven ...

While reading the book yourself, sitting in a café, together with Lenin in Zurich
or before the second world war the military junta in Athens, and in the middle of the cold war

Do you think the Communists were arrested ...

In the book, the heroes of the novel intertwined with real people ..
Problems of Socialism in the then, the Greek Communist Party, and so a lot of the current policy debate, in a language which was very pleasant transferred to the novel ...
Especially, at the beginning of 2013, these determinations have read, the internal spend even more attractive to your eye comes from the book ..
Sincerely .

..http://www.gbip.gr/book/26333/Triantaf%C3%BDllou,_S%C3%B3ti/The_Pencil_Factory

 

KURŞUNKALEM FABRİKASI

http://www.dr.com.tr/Kitap/Kursun-Kalem-Fabrikasi/Edebiyat/Roman/Dunya-Roman/urunno=0000000290338

KURŞUNKALEM FABRİKASI 

Son zamanlarda okuduğum kitaplara dair bir şey yazmıyordum. 
Bu sabah okuduğum bir kitap, o kadar sürükleyici bir dille yazılmıştı ki, 
Üşenmeden kalktım, kendime bir  kahve hazırladım ve klavyemin tuşlarına dokunmaya başladım. 

En son bitirdiğim kitap, Yunanlı bir yazara ait: Soti Triantafyillou
KURŞUNKALEM FABRİKASI 

Ben, genel olarak nerede bir Yunanca'dan çevrilmiş eser görsem, hemen alır okurum. 

Bu kitabı da, GATA'ya  ellerimdeki bir sorun için gidip gelirken keşfettim.. 

İsmi önce bir şey çağrıştırmadı.. 

Ama kitabın son sayfasını kapattığımda,  ilk işim, 
internetten romanda geçen kişiliklerin gerçek olup olmadıklarını kontrol etmek oldu... 

Kitapta, Atina'lı Asimakis ailesi aracılığı bir, tarihsel bir süreç anlatılmış. 

1866-1940 arasındaki dünya tarihi,
devrimler, liderler,  kentler, ülkeler arasında çok güzel dokunmuş...

Kitabı okurken, kendinizi Zürih'te Lenin ile birlikte bir kahvede otururken 
veya Atina'da ikinci dünya savaşı öncesi Askeri Cuntanın ve soğuk savaşın ortasında
Komünistler tutuklanırken buluyorsunuz... 

Kitapta, gerçek kişiler ile roman kahramanları iç içe geçmiş.. 

Sosyalizmin  o dönemki sorunları, Yunan Komunist Partisinin güncel politikası ve buna benzer bir çok tartışma konusu, romanda çok hoş bir dille aktarılmış... 

Hele, 2013 yılının başlarında, bu saptamaları okuyup, iç geçiriyorsanız kitap gözünüze daha da çekici geliyor.. 

Saygılarımla...